|
Hicret
Nur-i Muhammed (s.a.v)
Hicret
Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabinin Islâm devletini
kurmak üzere Mekke'den Medine'ye göç etmeleri.
Medine'de bulunan Yahudiler bir Peygamber'in
gelecegini biliyorlardi.
Medinelilerle aralan açilan Yahudiler onlara "Bir
Peygamber gönderilmek üzeredir. O Peygamber gelince
biz ona tabi olacagiz, Irem ve Âd kavimleri gibi
sizin kökünüzü kaziyacagiz" diyorlardi
Hz. Peygamber (s.a.s), amcasi Abbas'la birlikte
Akabe'ye geldi. Abbas henüz müslüman olmamisti. Ebu
Talib'in vefatindan sonra peygamberimizle daha çok
ilgilenmeye baslamisti. Bu ilgi kabile bagindan
ileriye gitmiyordu. Toplantida ilk konusmayi Abbâs
yapti; "Ey Hazrec toplulugu, bu benim kardesimin
ogludur. Benim yanimda insanlarin en sevgilisidir.
Siz onu tasdik ediyor onun getirdiklerine inaniyor
ve kendisini alip götürmek istiyorsaniz, sizden bu
hususta beni tatmin edici bir söz almak isterim. Siz
ona vereceginiz sözü yerine getirebilecek ve
kendisini muhaliflerinden koruyabilecek misiniz?
Bunu geregi gibi yaparsaniz ne iyi; yok eger
Mekke'den çiktiktan sonra kendisini yardimsiz
birakacak rüsvay edecekseniz simdiden bu isten
vazgeçiniz, onu birakimi. Yine kavmi arasinda ve
yurdunda izzet ve serefiyle korunmus olarak yasasin."
Hz. Abbas'tan sonra Hz. Peygamber (s.a.s) konustu.
Bundan sonra Medineli müslümanlar düsüncelerini
söylece açikladilar: "Allah'tan getirdiklerine
bilerek ve inanarak sana bey'at ediyoruz.
Biz, Rabbimiza bey'at ediyoruz Allah'in kudret eli
ellerimizin üzerindedir. Kendimizi, ogullarimizi,
kadinlarimizi esirgeyip korudugumuz seylerden seni
de, esirgeyip koruyacagiz. Eger bu ahdimizi
bozarsak, Allah'in ahdini bozan, yaramaz, bedbaht
insanlar olalim. Ya Rasûlallah! Biz ahdimizde
sadikiz".
Peygamberimiz iki sart ileri sürdü, "Rabbim için
sartim: O'na hiç bir seyi ortak kosmamaniz yalniz
O'na ibadet etmeniz, kendinizi, çocuklarinizi,
kadinlarinizi esirgeyip korudugunuz seylerden, beni
de esirgeyip korumanizdir" buyurdu. Medineliler:
"Böyle yaptigimiz zaman
bizim için ne var" dediler. Allah Rasûlü de: "Cennet
var" buyurdular. Medineliler "bu kârli alis veristir"
deyip Allah Rasûlüne bey'at ettiler.
Hz. Peygamber (s.a.s)'in Medine'ye gelisi Medineli
mü'minleri büyük bir sevince bogdu.Bütün mü'minler,
evlerinin damina çikmis; gençler ve hizmetçiler
yollara dökülmüsler
"Yâ Rasûlallah! Yâ Muhammed! Yâ Rasûlallah!" diyerek
bagiriyorlardi.
Çocuklar ve hizmetçiler, yollarda ve damlarda "Rasûlullah
geldi! Allahû ekber! Muhammed geldi! Allahû ekber!
Muhammed geldi! Allahu ekber, Muhammed geldi!
diyorlar, Habesliler de, sevinçlerinden kiliç kalkan
oynuyorlardi.
Kadinlar ve çocuklar, hep bir agizdan: "Vedâ
tepelerinden dolunay dogdu bize Allah'a yalvaran
oldukça, sükür etmek gerekir halimize, Ey bize
gönderilen Peygamber! Sen boyun egmemiz gereken bir
emr ile geldin bize" diye siirler okuyorlardi. Berâ'
b. Âzib: "Peygamber (s.a.s) Medine'ye gelince,
Medinelilerin Rasûlullah'a sevindikleri kadar hiç
bir seye sevindiklerini görmedim demistir.Enes b.
Mâlik de: "Ben, Rasûlullah'in Medine'ye girdigi
günden daha güzel, daha parlak bir gün görmedim"
der. Rasûlullah Medine'ye varinca mü'minlerin her
biri kendi evinde agirlamak istediler ve bu konuda
yarisircasina hareket ettiler.
Rasûlullah'i misafir edebilmek için devesinin önüne
geçiyorlardi. Efendimiz onlara "Devenin yolunu
açiniz! Nereye çökecegi ona emir buyurulmustur"
diyordu.
Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd
olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm
inananlarin üzerine olsun.
|